‘Casusluk’ davasında tutukluluğa devam: İddianame çöktü

Silivri’de üç gün boyunca devam eden "Siyasal Casusluk" davasında ara karar çıktı. Mahkeme heyeti CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Merdan Yanardağ’ın yanı sıra Hüseyin Gün’ün tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Mahkeme ayrıca, Hüseyin Gün’ün mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması ve satışa çıkarılan TELE1’e yönelik tedbirin kaldırılması taleplerini reddetti. Mahkeme bir sonraki duruşmayı 6 Temmuz’a erteledi.
Pazartesi gününden bu yana üç celse görülen duruşmada İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan’ın savunmalarıyla delik deşik edilen iddianamenin, somut kanıtlardan yoksun mantık hatalarıyla dolu olduğu gözler önüne serildi. Duruşma boyunca sanıkların sunduğu bilirkişi raporları ve teknik veriler; suçlamaya konu “veri sızıntılarının” kendilerinin görev süresinden yıllar önce yaşandığını ortaya koydu. Üç gün boyunca süren savunmaların ortak vurgusu ise tek bir gerçeğe işaret ediyordu: Ortada ne çalınan bir devlet sırrı ne de bu sırrı teslim alan bir "yabancı devlet" olduğuydu.
Davanın hukuki bir yargılamadan ziyade, 2028 seçimlerine giden yolda muhalefeti tasfiye etmeyi, TELE1 üzerinden bağımsız medyayı susturmayı ve toplumda bir "etki ajanlığı" korkusu yaratmayı amaçlayan siyasi bir operasyon olduğu gözler önüne serildi.
Bugünün BirGün'ü
MÜTALAA AÇIKLANDIİstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan 3 no’lu salonda görülen duruşmada savcı, mütalaasını açıkladı. Tüm sanıklar hakkında tutukluluk halinin devamını isteyen savcı, mütalaasında şu taleplerde bulundu:
MİT Başkanlığı ve TEM Şube Müdürlüğü’nden; BTK’den temin edilen İBB’ye ait kullanılan IP adresleri ve kullanıcı bilgileri ile ilgili olarak iddianamede yer alan bazı e-mail adreslerinin gerçek olup olmadığının tespiti, e-mail’lerde adı geçen kişilerin suç tarihlerinde İBB’de çalışıp çalışmadıklarının tespiti; ibb.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtları, erişim zaman damgaları, mail oturum kayıtları ve güvenlik log kayıtlarının tespiti; ilgili e-mail hesapları üzerinden ibb.gov.tr uzantısı,
BTK Başkanlığı’ndan İBB’ye ait kullanılan IP adreslerinin ve ilgili sunucu sağlayıcılarının istenmesi, sistemlere bağlı mail server, VPN, active directory, uzak erişim sistemleri veya diğer kurumsal sistemlere bağlantı sağlanıp sağlanmadığının tespiti, Log kayıtlarının incelenerek yetkisiz erişim, veri sızıntısı veya hesap ele geçirilmesi bulgularının tespiti; gelen ham verilerin düzenlenerek rapor haline getirilmesinin istenmesi.
KÖTÜ BİR KURGUDuruşmada söz alan İBB Başkanı İmamoğlu, mütalaaya tepki gösterdi. İmamoğlu, “İddia makamı ne yazık ki siyasi bir iktidara bağlı ofis gibi çalışmaktadır. Bu dava siyasidir. İktidarını korumak isteyen zihniyet ve yargıdaki aparatlarıyla hazırlanmış kötü bir kurgudur. Aslında bu işin aylar öncesinden nasıl tasarlandığını, nasıl planlandığını, kapalı kapılar ardında nasıl konuşulduğunu; hatta bazı insanların nasıl korkutulmak için aracılar tarafından korkutularak ‘Casusluk da hazırlanıyor’ diye temmuz aylarında konuşulduğunu dinledik, dinlemeye devam ediyoruz” dedi.
SAHTE BELGELERLE DOLUMütalaaya karşı söz alan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, 12 Eylül mahkemelerinde yargılandığına dikkat çekerek o dönem dahi böyle bir iddianamenin olmadığını vurguladı. Yanardağ, “Bu beşinci sınıf kumpasın iki hedefi var; bir Tele1’e el koymak beni ve arkadaşlarımızı susturmak ve esas olarak da Sayın Ekrem İmamoğlu’nu kuşatmak, 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek, paralize etmek. Ama yapamayacaklar. Mümkün değil, bu olmayacak. Adaletin olmadığı yerde toplumsal bir barış olmaz. Amerikancı bir iktidar, emperyalist işbirlikçiler, bu ülkenin solcularını casuslukla suçlamaya kalkıyor. Bu iddianame gerçek anlamda bile siyasi bir savunmayı hak edecek bir iddianame değil. Dili bile bozuk. Sahte belgeler var” ifadelerini kullandı.
Yanardağ’ın ardından Necati Özkan da savunma yaptı. Özkan, "Çıkar amaçlı bir iddianame var karşımızda. Bu çıkar da Ekrem İmamoğlu’nu içeride tut, Merdan Yanardağ’ın malına el koy. Özeti bu başka bir şey yok" dedi. İddianameyi "çıkarcı" olarak niteleyen Özkan, "Bu iddianame ideolojik değil; tamamen pragmatist, yani çıkar amaçlı bir iddianamedir. Türkçesiyle söyleyeyim: Bu bir ‘çıkar iddianamesidir’" ifadelerini kullandı.
‘NASIL BİR CASUSUM?’Özkan’ın ardından Hüseyin Gün’ün savunması alındı. Herhangi bir örgüte yardım etmediğini ve kimseye ‘casusluk’ iftirası atmadığını vurgulayan Gün, İmamoğlu’nu yüz yüze üçüncü kez gördüğünü, hiçbir irtibatı ya da mesajlaşması olmadığını da belirterek “Nasıl bir casusum ben?” diye sordu.
Örgüt üyesi sorusuna "Etkin pişmanlıktan yaralanmak istediği için" cevap vermediği şeklinde yorumlar yapılan Hüseyin Gün kürsüye çıktı ve "Ben bir örgüt yöneticisi değilim. Örgüt kurmadım. Bir örgüt üyesi de değilim" dedi. Gün söyle konuştu: “Şimdi iddianamede yazıyor; yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD’mışım, hem CIA’ymişim hem de MI6. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ne iddianamede bu çözüldü ne de ben, 10,5 aydır tecrit altında olmama rağmen çözebildim. Sayın Başkan, burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor.”
BirGün




