Metallica konseri hakkında bilinmeyenler

Sanatçı ve müzikseverleri aynı ortamda buluşturan konserlerin tadı bir başkadır. Binlerce konser verdim, yüzlerce konsere de izleyici olarak katıldım. Her birinin heyecanı başkadır. Sahneye çıkmanın da salonda ya da Açıkhava’da sevdiğim bir sanatçı ya da grubu izlemenin de. Unutamadığım konserler arasında Joan Baez, Leonard Cohen ve Nick Cave ilk 3 sırayı alır. Baez’in tek gitarıyla tüm şarkılarını beş bin kişilik bir koroyla söylemesi, Cohen’in fötr şapkasıyla seyirciyi ve müzisyenlerini selamlaması, Cave’in ise inanılmaz karizmasıyla gözleri kapalı bizleri adeta mistik bir aleme götürmesini hiç unutmadım. Son dönemlerde ne yazık ki böyle konserleri izleyemez olduk.
Hem Türk Lirası’nın euro ve dolar karşısındaki değer kaybı, hem lojistik hizmetlerin ülkemizde çok yüksek fiyatlara çıkması hem de siyasi nedenlerden dolayı sevdiğimiz sanatçıların konserleri artık hayal oldu.
En son Metallica konseri de bu saydığım nedenlerden dolayı ne yazık ki iptal oldu.
2 Mayıs’ta İstanbul’un önemli stadyumlarından birinde yapılması düşünülen konsere ilk darbe stadyum kirasından geldi. Tüpraş ve Rams Park'ın kirası 600.000 euro. Yaklaşık 32 milyon lira. Ayrıca Avrupa Birliği ülkelerinden tırlar ücretsiz geçerken, 70 tırla Türkiye’ye gelmesi beklenen Metallica’ya tır başına 3.750 euro gümrük masrafı çıkmış. Bu da Türk lirasına çevirince konseri yapacak organizatöre yaklaşık 9.5 milyon liralık bir maliyet demek.
Buna bir de yüzde 20'lik KDV ve yüzde 10'luk eğlence vergisini ekleyince, bu masraflar biletlere yansıyınca da ortaya Avrupa ve Dünya bilet standartlarının çok üstünde bir bilet ücreti çıkmış.
Ayrıca böyle büyük konserlerin olmazsa olmazları sponsorlar. Ama Türkiye’de ne bir alkol firmasının bu konsere sponsor olması söz konusu ne de konserlerde de olsa stadyumlarda alkol satılması. Atina’daki konser kirası 75.000 euro, İstanbul’da tam sekiz katı, 600.000 euro. Avrupa Birliği ülkelerinde tırların geçiş ücreti için herhangi bir ücret söz konusu değilken Türkiye’ye girişte 262.500 euro.
Böylesine büyük bir organizasyona girişecek bir organizatör daha işin başında 800.000-900.000 euroluk bir ek maliyetle karşı karşıya.
Bu ek masrafların bilet fiyatlarına yansıması ise fazladan 600 lira demek.
Aslında yapılan her harcama bilet fiyatlarının daha da yükselmesine neden oluyor. Bunun içinde İstanbul’un dünya turnelerindeki ana rotaların (Orta ve Batı Avrupa) coğrafi olarak uzağında kalması ve ek olarak yakıt maliyetlerini ve şoför harcırahlarını artırması da var. Bu masraflar da ne yazık ki bilet fiyatlarına yansıyınca hem organizatör hem de izleyici için imkânsız bir durum ortaya çıkıyor.
Dünya’nın göz bebeği İstanbul’da böyle bir konseri izlemek isteyen on binlerce müziksever olduğuna eminim. Ama ne yazık ki Fransa, Polonya ya da Almanya’da bir konser gerçekleştirmek için her şart mevcutken Türkiye’de yapamamak için her zorluk mevcut. Yapacak bir şey yok. Yerli ve milli sanatçılarımızı izlemeye devam.
BirGün




